He ne diyordum tek kaşlı kadınlar. tabii böylesini sokakta göremezsin. ama bizim resim odasının her yeri bu tek kaşlı kadının resimleriyle dolu. Bizim resimci bu kadını öyle seviyor ki Frida yaşasa evlatlık falan alırdı. bak abartmıyorum. Frida Kahlo'nun adını bilmeyen resim dersinden geçemiyor.
Tabii bize sanki kapı komşusuymuş gibi habire Frida'yı anlatıp duruyor. Daha 6 yaşındaydı çocuk felci geçirmişti. bir ayağı topal kalmıştı da herkes onla dalga geçerdi. evet bu baya üzücü biliyorum. ama eğer bizim resimcinin dersindeysen bunu 1500 kez dinlemen gerektiği için kesinlikle yüreğin katılaşıyor.bugün de yine başladı dramatik hikayeler anlatmaya. 18 yaşında Frida bir otobüsle eve dönerken otobüs tramvayla çarpışmış. Bizim hoca tabii arabanın plakasını bile vererek anlatıyor olayı. Öyle böyle değil acayip bir kaza. otobüsün neredeyse hepsi ölüyor. Frida'nın çekecek çilesi var herhalde hayatta kalıyor. yani ona yaşamak denirse. Uzun upuzun bir süre yatağa hapsoluyor. ellerini kafasını oynatıyor geri kalan her yeri alçıda.
Frida'da nasıl bir ana baba varsa diyorlar ki ona bir tuval alalım. Tamam bizimkiler de iyi ama en fazla 37 ekran bir tv alır karşıma yapıştırırlar. Frida ise o yatakta bir ressama dönüşüyor. bizim evde olsa ben Müge Anlı'yı izleye izleye katil olmanın inceliklerini öğrenirdim.
Dersten çıkıp eve doğru giderken dedim yani resim yapmak için ille her yeri alçıya aldırıp da üst düzey ana babadan tuval mi beklemek lazım.
Gidip bir resim kursuna yazıldım. Daha doğrusu kurs gelip beni buldu. Yandaki apartmanın alt katında bir resim kursu açıldı. Eskiden kombi tamircisi olan Mahmut ağabey vardı. Onlar memlekete taşınınca dükkanı kapattı. Kapatınca yerine tesisatçı ya da en azından bakkal falan açılsın diye beklerdik ama hayat sürprizlerle dolu. bir sabah kombi tamircisinin camları kara kalemle yapılmış dev resimlerle doldu. Üstüne de kaligrafi ile "Resim Kursu" yazan el yapımı kocaman bir ahşap tabela asıldı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder