“gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum
hayatımda”
İstanbul. 4 yılın ardından döndüğüm yalnızlık çukuru. Tek
bir arkadaşım bile yok. Param da yok. Mezun olmuşum. Hiç aklıma gelmeyen bir
işim var. Ve bu en akla gelebilir işlerden biri. Büyük şeyler yapacağım mutlak.
Şimdilik olmadı ama daha gencim. Annem habire “ah ben genç olsam deyip duruyor”
Ne yapacaktı genç olunca? Ben gençtim. Bir şeyler istiyordum ama yapacak pek de
bir şey bulamıyordum. Anneme bir gün sordum. Gerçekten yani enine boyuna
sordum.
-Sen genç olsam ne yapardın?
-Dağcı olurdum. Dağlar çok güzel.
Dağcılık için kaç matematik
yapmak lazım? Ve Annem haklı dağlar çok güzel.
-Anneee!
-hıı?
-ben gencim.
-iyi ya kıymetini bil.
-bileyim di mi? Mesela dağcı olayım?
-hele bi ekmeğini eline al da sonra olursun!
Önce bir altın bileziğim olsun. Sonra bir ekmeğimi elime
alayım.
Peki madem.
Ertesi sabah kalktım ve milli eğitim müdürlüğüne gittim. Söylemeyi
unuttum. Öğretmen olmuştum. Benim bilezik bu. Aklımın ucundan bile geçmezdi.
Tüm öğretmenlerim sıkıcıydı. Hele Türkçe öğretmenlerim daha da. Ama nasıl
olduysa oldu. Bunu bi ara anlatırım.
Hem ben öyle memur
falan olacak insan değilim. Büyük şeyler yapacağım. Ama şimdlik yani geçici
olarak idare edebilirim.
Öğrencilik bitti. Ve herkes kendi paramı kazanacağım günü
bekliyor.
Milli eğitim müdürlüğünde başını evraklarından kaldırmayan ablalarım
ağabeylerim vardı. İşimi pek görmediler. Biz de herkesin üç bin aldığı işi bin
liraya yapmaya gönüllü olsan da tanıdık olmadan zor.
Tanıdık bulundu. Ve umarsız, genç ve öğrenciyken bir
gecede aklı başında bir öğretmene dönüştüm. Ve hala gençtim. En küçüğüyle bile
aramda üç yaş olan bir sınıfın edebiyat öğretmeni oluverdim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder